HuzurForuM.NeT
Tarih: 01-08-2009, 01:44 AM Sitemize Hoşgeldiniz. (Oturum Aç — Kayıt Ol)
Siteye Üye Girişi Yaptığınız Halde Sitede Konu Açarken, Cevap Yazarken,  Üye Girişi Yapmamış Olarak Görünüyorsanız Buraya Tıkladıktan Sonra Tekrar Üye Girişi Yapınız
Forumda Daha Hızlı ve Sorunsuz Gezebilmeniz İçin Mozilla Firefox Kullanmanızı Tavsiye Ederiz, Buraya Tıklayarak İndirebilirsiniz

Portal | Arama | Üye Listesi Takvim| Yardım
  • Eğitim Kitapları
    • Adab-ı Muaşeret
    • Çocuk Eğitimi
    • Resimli Namaz Hocası
  • İslam Tarihi
    • Peygamber Efendimizin Örnek Hayatı
    • Sevgili Peygamberim
    • Ashab-ı Kiram'ın Hayatından Örnekler
    • Muhtasar İslam Târihi-Siyer-İ Nebi-Peygamber Efendimiz'in Hayâtı
    • Muhtasar Osmanlı Tarihi
  • Kur'an-Hadis-Tefsir Dua
    • Kur-an-ı Kerim Oku-Dinle
    • Kuran'ı Kerim Tefsiri-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
    • Kütübü Sitte
    • Mübarek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye Edilen dua ve ibadetler
  • Diğer Kitaplar
    • Kıymetsiz Yazılar
    • Aile Saadeti
    • Ateizm
    • İstemenin Esrarı - Dr. Muhammed Bozdağ
    • Yahudiliğin Gerçek Yüzü
    • Zulmün Tarihi
    • Yaşayan Hurafeler
  • Sözlükler
    • Dini Sözlük
    • Osmanlıca-Türkçe Sözlük
    • Kütübü Sitte



HuzurForuM.NeT / Dini Konular / İslam Tarihi / İslam Önderleri / Seyid Saki erol hazretlerinin Sohbetlerinden

Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 1 Oy - 1 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Normal Mod | Çizgisel Mod
Seyid Saki erol hazretlerinin Sohbetlerinden
09-08-2008, 12:04 AM
Mesaj: #1
münacat Çevrimdışı
Kayıtlı Üye
*
Kayıtlı Üye
Mesajlar: 120
Katılım: Mar 2007
Karma Puanı: 290
Seyid Saki erol hazretlerinin Sohbetlerinden
Bid’at mana itibariyle, “dinde olduğu halde çıkarılıp atılan veya, dinde olmadığı halde ihdas edilen her türlü unsur”un adıdır ve her ikisi de yanlıştır, reddedilmiştir.

Sahabe-i kiram ve onları takip eden tabiin nesli, imanla birlikte bir müminde yaşayabilen bid’at ve nifakı büyük bir titizlikle tarif etmiş ve açıklamışlardır. Kendileri de yırtıcı bir hayvandan kaçar gibi bunlardan kaçınmış, uzak durmuşlardır. Çünkü müminin en büyük korkusu son nefeste su-i hatimedir (kötü akıbet).

Ashab-ı kiram ve tabiin, kötü akıbetin hayatımızdaki sebeplerinin başında bid’at ve nifak ile her türlü kibir, gurur ve kendi nefsini beğenme hastalıkları olduğunu tesbit etmişlerdir.

Maneviyatı böylesine kemirip perişan eden ve kişinin şaki olmasına sebep olan bu marazi haller, Allah’ın kitabında ve sünnet-i Resul’de şiddetle reddedilmiş, müminler uyarılmıştır.

Bugün ıstıraplarımızın en önemli sebeplerinden biri, dünyada huzurumuzu, ahirette de ebedi saadetimizi temin edecek hakiki hayat nizamımızın bazı unsurlarını hayatımızdan eksilterek, onda olmayan bazı unsurlaru da dahilmiş gibi görerek hareket etmektir. Dolayısıyla gafil kalpler ve şuursuz tavırlarla birçok manevi hastalıklara maruz kalınmıştır.

Çareye gelince, ilk tedbir manevi hastalıkları tedavi edecek kalp tabibi kamil rehberleri arayıp bulmak ve onların tavsiye ettikleri manevi reçeteyi uygulamaktır. İşte bu kamil rehberlerin manevi terbiyesi ve örnekliği ile saf ve berrak dinimizi anlamak ve yaşamak daha kolay olabilir.

(M. Saki Erol, Hayat Dengemiz’den…Smiley (26)
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
09-08-2008, 12:09 AM
Mesaj: #2
münacat Çevrimdışı
Kayıtlı Üye
*
Kayıtlı Üye
Mesajlar: 120
Katılım: Mar 2007
Karma Puanı: 290
RE: Seyid Saki erol hazretlerinin Sohbetlerinden
M.Saki EROL(REHBERSİZ AKIL FELAKETTİR)



Eğer gerçek müminler iseniz Allah’a ve Resulü’ne itaat edin’ (Enfal / 1)Allahu Tealâ Hazretlerinin insanoğluna lutfettiği en önemli nimetlerden biri de akıldır. İnsanı diğer canlılardan ayıran bu özellik sayesinde iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan ayırt ederiz. Medeniyetler kurmada, savaşta, barışta; işte, evde, okulda, kısacası hayatın her safhasında kullandığımız, yararlandığımız bir dayanaktır akıl. Doğru kullanılırsa insanlığa hizmet eder, yanlış kullanıldığında ise insanlık için felakettir.
Hem tarihe, hem de günümüze göz attığımızda görülen manzara o ki; insanlar, akıl nimetini yeterince doğru kullanamamışlar. Aslında geçmişe dönmeye pek gerek yok, yaşadığımız dünyanın hali ortada. Cinayetler, tecavüzler… Gerek ferdi planda, gerekse toplumsal bünyelerde yaşanan türlü yıkımların altında eziliyor insanoğlu. Bugün insanlığın içinde bulunduğu bunalım ve karmaşa, hayranlık uyandıran teknolojiyi üretmiş olsa bile, aklın tek başına yeterli olmadığını açıkca gösteriyor.

İnsanoğlunun bu zaafını ezeli ve ebedi ilmiyle bilen Allahu Tealâ, onu yeryüzüne gönderdiği andan itibaren hak ile batılı ayırdedip, doğru yolu bulsunlar diye kitaplar ve peygamberler göndermiştir. Cenab-ı Mevla, peygamberleri vasıtasıyla insanlara, güzeli-çirkini, iyiyi-kötüyü, doğruyu-eğriyi ve hayrı-şerri öğretmiş ve insanın dünyadaki vazife ve haklarını açık olarak bildirmiştir. Böylece hem dünya hayatında, hem de sonrasında huzur ve mutluluğa ulaşmanın yolunu göstermiştir. Allahu Tealâ insanları yarattıktan sonra kendi başına bırakıp, mükemmel birer model olarak peygamberleri göndermeseydi, insanlık doğru yolu bulamazdı.

İlahi mesajın sonuncusu Kur’an-ı Kerim, son elçi de Hz. Peygamber (Aleyna Ve Aleykum Selam.) Efendimizdir.

O Peygamberler Peygamberi’nin gönderildiği döneme bakılırsa; insanların kendi elleriyle yapıp ilah diye taptıkları putlar ve bu temel yanlış üzerine kurulu bir hayat modeli. Ticari ** yasak ** gibi görülen kadınlar, diri diri gömülen kız çocukları. Kölelik ve daha nice vahşetle dolu bir hayat…

Bugün olduğu gibi o gün de akıl vardı elbette. Eğer akıl tek başına iyiyi, güzeli bulabiliyor idiyse, bütün bunlar niçin oluyordu?

O gün insanlık, yaşadığı vahşet ve karanlıktan Allah’ın Rasulü etrafında kenetlenerek nasıl huzur ve aydınlığa ulaştıysa, bugün ve her devirde yine aynı şekilde kurtuluşa erebilecektir. Eğer bunun dışında bir yol olsaydı, bunca zamandır insanlık bunu bulur, aradığı huzura kavuşurdu. Oysa bugüne kadar hangi felsefe, hangi fikir ve İslam’ın dışında hangi din bunu sağlayabildi? Ve niçin bugün fertler ve toplumlar böylesine bir bunalımın pençesinde kıvranıyorlar?

Dün olduğu gibi bugün de İlahi Mesaj’a ve o mesajı hayatla bütünleştiren şefkatli elçinin yoluna hava kadar, su kadar muhtacız. O sebeple Sünnet kavramı büyük önem taşıyor. Şu veya bu sebeple bu kavramı eleştirmek yerine, ancak ona sarılarak, öğrenip bugüne taşıyarak, iki cihanda huzura erebiliriz. Peygamber ahlakını model, o modeli yaşayabilmek için de Sünnet’i esas almadıkça yeryüzünde huzur, ahirette mutluluk bulma imkanı yok!

Allahu Tealâ: “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman, Allah’a ve Rasulüne uyun” (Enfal, 24) buyuruyor.
Şimdi hayat bulma zamanı. Yaratıcımıza, O’nun içimizden seçip gönderdiği rahmet peygamberine sımsıkı sarılma zamanı. Peygamber varisi rabbani alimler etrafında Allah’ın rızasına yol bulmak için kenetlenme zamanı.

Hepimizi kovalayıp durmakta olan ölüm bizi yakaladığında çok geç olacak!..

Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.

Muhammed Saki Erol
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Mesaj Önizleme 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Gavsı Sani Hazretlerinin Halife Hazretleri ile sohbeti münacat 1 94 12-07-2008 02:42 AM
Son Mesaj: münacat
  HikmetLi Bir Hadise Gavs -ı Sani HazretLerinin münacat 0 120 09-24-2008 06:28 PM
Son Mesaj: münacat
  Gavsi Sani HazretLerinin SohbetLerden İnciLer münacat 30 837 09-12-2008 01:03 AM
Son Mesaj: münacat

  • Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
  • Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
  • Bu konuya abone ol
Foruma Git:



Türkçe Çeviri: MyBB, Kodlayanlar MyBB © 2002-2009MyBB İletişim - Anasayfa - Basit Görünüm - RSS Tema *ALEmDAR*