[COLOR=#a52a2a]Daha çok yaz aylarında, sivrisinekten ve diğer haşarattan korunmak için kullanılan tülün adı olan "Cibinlik" kelimesinin kökeni ve anlamı nedir?
Araplar sineğe "Cibin" derler. Bu nedenle, sinek ve benzeri haşerelerden korunmak için, genelde yatakların üstüne çadır gibi gerilen örtüye sineklik anlamına gelen "Cibinlik" denmiştir.
"Bekâr" kelimesi hangi lisandan dilimize mal edilmiştir? O lisanda anlamı nedir?
Bir lugata göre, Acemce'den dilimize mal edilmiştir.
Bi = siz / sız (onsuz); Kâr = İş Dolayısıyla, Bekâr, işsiz demektir.
Zamanla "Bi" olmuş "Be" ve "Bikâr" olmuş bekâr. Eh işsiz, güçsüz birisine de kız verilmez ya.
Diğer bir lugata göre ise, bekar, Arapça "bekaret" kelimesinden alınma olup, evlenmemiş anlamındadır. Kanımca, her iki görüş de doğrudur.
En yaygın yayın organı olan "Gazete" bu ismini ne zaman almış ve bu isim nasıl oluşmuştur?
İlk gazete, Roma İmparatoru Julius Caesar devrinde Roma'da çıkmış. Caesar adamları tarafından elle yazılarak hazırlanan bu gazete, sokak başlarında bulundurulur ve gelip geçen ahaliye bila ücret dağıtılırmış.
Gelelim gazete kelimesinin nereden geldiğine. Onaltıncı yüzyılda, Venedik'te çıkan ilk gazete, o zamanın parası olan bir "Gazetta" karşılığında satılırmış. Zamanla bu paranın adı, bu yayın organının da adı olmuştur.
Eski İstanbul şehrinin 7 tepe üstüne kurulduğu söylenir. Bu tepelerin isimlerini biliyor musunuz?
1. Topkapı Sarayı, Ayasofya Müzesi ve Sultan Ahmet Camii'nin bulunduğu çevre.
2. Çemberlitaş'ın bulunduğu yer ve çevresi.
3. İstanbul Üniversitesi ve Beyazıt Camii'nin bulunduğu çevre.
4. Fatih Camii ve çevresi
5. Sultan Selim Cami ve çevresi
6. Topkapı, Edirnekapı ve çevresi
7. Cerrahpaşa ve Haseki hastanelerinin bulunduğu bölge
Sonbaharda ağaçların yaprakları neden sararır ve kızıllaşır?
Ağaçların yapraklarında veya iğnelerinde fotosentez işlevini sağlayan klorofil (chlorophyll) bulunur. Sonbaharda, ağaçların yeşil yapraklarındaki klorofil miktarı azalınca yaprakların kendine özgü kahverengi ya da sarı rengini almasına ksantofil sebep olur. Ksantofili ise, bitki hücrelerine oksijen taşıyan ve ışık enerjisinin klorofile dönüşmesine yardımcı olan karoteonitler oluşturur.
Kışın bazı ağaçların (meşe, dişbudak gibi) yapraklarında, ani donma neticesinde anthocyanins denen sarı bir madde oluşur. Bu da, yapraklarda bulunan şekerin hapsedilmesine ve dolayısıyla yaprakların kızılımsı bir renk almasına sebep olur.
Atın ayağı veya bacağı kırılırsa neden bekletilmeden hemen oracıkta vurulup öldürülür?
Atın ayağındaki parmak kemikleri kırılırsa çabuk iyileşirmiş. Ama, bacağındaki iç, dış tarak kemiği veya kaval ve önkol döner eksen kemiği kırılırsa, bu kemiklerin tamiri güçmüş ve uzun süreli tedavi gerektirirmiş. Ancak, tedavi için kırılan bu kemiklerin operasyonla çivilenmesi gerekebileceğinden, atın uzun süre yatması lazım gelirmiş.
Lakin, at değil bacağının tedavisi esnasında yatsın, normal yaşamında, uyumak için dahi yatmaz, ayakta uyurmuş. Çünkü bir iki gün gibi kısa zaman için dahi yatarsa, derisi ince olduğundan ve kılcal damarlarının hemen derisinin altından geçmesinden ötürü, bu damarlar atın ağır vücudu altında ezilerek kan sirkülasyonuna mani olur, hasta at da bu sefer kan zehirlenmesinden ölürmüş. Ayrıca, at yattığı zaman, hazım sistemi altüst olurmuş ve hatta bu durum bağırsak düğümlenmesinin oluşmasına da sebebiyet verebilirmiş.
Ancak, iyi cins yarış aygırının başına böyle bir şey gelirse, o hayvan ne pahasına olursa olsun tedavi edilerek damızlık olarak kullanılmak üzere yaşatılırmış.
Neden "Tahtaya vurmanın", nazar değmesini önlediğine inanılır?
Bu inanç, çok tanrılı paganizmin yaşandığı günlerde, insanların, iyilik cin ve perilerinin ağaçların içinde bulunduklarına inanmasından kaynaklanmaktadır.
Ağaca veya tahtaya vurmanın altında o kimsenin bu ruhani varlıklara seslenerek onların, kendisini veya yakınlarını, olası kötülüklerden korunmasını istemesi yatar.
"Kıyak çekmek", "kıyak kaçmak" ve "kıyak yapmak" deyimleri ne anlam taşırlar? "Kıyakçı" sözü neyi ifade eder ?
Kıyak sözü, mükemmel, yakışıklı, biçimli, uygun anlamındadır. Dolayısıyla "Kıyak çekmek", uygun yardımda bulunmayı ifade eden bir deyimdir. "Kıyak kaçmak", çok uygun düşmek, yakışık almak anlamında kullanılır. "Kıyak yapmak" ise, iyilik yapmak anlamında kullanılan bir deyimdir.
Türkçesi "Soğuk Harp" olan "Cold-War" tabirini ilk kim kullanmış?
Ünlü Amerikalı devlet adamı Bernard Baruch, 1947 de Sovyet'lerin dış politikasını açıklamak için yaptığı nutkunda bu kelimeyi kullanmış.
Hangi hayvan başını çevirmeden arkasını görebilir?
Başını çevirmeden veya çok az çevirerek arkasını görebilen yaratık, asmi gibi zarif olan zürafadır. Zürafanın boynu ince uzun, başı küçük ve dardır. İri ve keskin gözleri, başının iki yanında ve kafatasının en çıkıntılı bölgesindedir. Bu nedenle zürafa, başını çevirmeden arkasını kolayca görebilmektedir.
Fırtınalı havalarda televizyonunuzun, videonuzun ve diğer elektrikli aletlerinizin fişlerini neden prizden çıkartmalısınız?
Eğer evinizin yakınına yıldırım düşerse ve evinizin elektrik tesisatı teknik şartlara uygun olarak topraklanmamışsa, yıldırım evinizin elektrik tesisatındaki cereyanın ani yükselmesine neden olabilecektir. Bu yükseliş, video cihazınızın elektronik devresinin yanmasına veya televizyonunuzun ekranının patlamasına sebep olabilir.
Elektrikli cihazlarınızın devreleri, aletin üzerindeki açma-kapatma düğmesinden kapatılmış olsa bile, fişlerinin prizde takılı bırakılmaları bu aletlerin yanmasına sebebiyet verebilir.
Şehir şebekesinde vaki olabilecek ani güç yükselmesi de, aletlerinize aynen yıldırım kadar zarar verebilir. Bu nedenle, hiç olmazsa değerli aletlerinizi korumak için devre koruyucu "surge protector" satın almanız tavsiye olunur.
Yabancılar güzel Boğaziçi'ne "Bosphor" veya "Bosphorus" derler acaba neden ?
"Bosphorus" ismi Yunan mitolojisinden kaynaklanmaktadır. Yunanca'da sığır kelimesinin karşılığı "Boos" (Voos) yolun karşılığı da "Foros" (Phoros) dur.
Efsaneye göre tanrı İnahos'un kızı İo, Tanrı Zeus'un karısı Hera ile aralarındaki bir mücadelede inek haline getirilir. O sıralarda İo'ya bir atsineği musallat olur, o da sinekten kurtulmak için denize doğru koşmaya başlar. İo hırsla o zamanlar toprak olan Boğazın olduğu yeri yarıp, tozu dumana kaldırarak Mısır'a kadar gider.
İşte, Sığır Geçidi (Sığırın geçtiği yol) anlamına gelen "Bosphorus" ismi bu efsaneden gelmektedir.
Birini parmakla göstermek neden ayıptır ?
Ortaçağ insanları, işaret parmağında sihirli bir gücün saklı olduğuna inanırlardı. Bu nedenle, eğer bir kimse işaret parmağı ile birini gösterirse onun parmağındaki bu gücün, işaret ettiği kimsenin bu dünyadan mümkün olduğu kadar çabuk göçüp gitmesini istediğine hükmedilirdi.
Bu inanç, günümüze gelinceye kadar, ayıp sayılan bir işarete dönüşmüş ve doğru olmayan bir davranış olarak kabul edilmiştir.
"İşaret parmağınızı bir kimseye yönelttiğinizde unutmayın, diğer üç parmağınız sizi gösterir"
"Şeftali ve Zerdali" Bu iki leziz meyvemizin isim kökeni nedir?
Şeftali ve zerdali, Farsça Şeft-âlû ve Zerd-âlû kelimelerinden Türkçeleştirilmiştir. Farsça'da eriğe âlû denir, böyle olunca şeft-âlû semiz erik, zerd-âlû da sarı erik anlamına gelir.
Ne gariptir ki şeftaliye Çinliler de şeftali derlermiş. Çince de şeftali, üç kelimeden oluşmuş birleşik bir kelimeymiş ve şef kalın, ta büyük, ve li de erik anlamındaymış. Yani kalın-büyük-erik.
Ölü balık neden ters dönmüş bir vaziyette suyun yüzüne çıkar?
Balık ölünce, karnındaki yumuşak doku dekompose olmaya başlar ve neticesinde oluşan gaz, balığın karın boşluğunu doldurur.
Bir taraftan karın boşluğuna dolan yoğun gaz, sudan hafif olduğu için balığın karın tarafının yukarı doğru dönmesine sebep olurken, diğer taraftan da, daha çözülmeye başlamamış olan sırtındaki sert etin ağırlığı da, ölü balığın ters dönmesine etken olacağından, o da çaresiz, ters dönmüş bir vaziyette suyun yüzüne çıkar.
Çok korktuğumuz zaman, neden çene kemiğimiz zangırdayıp dişlerimiz trampet çalar ve dizlerimizin bağı çözülür?
Korktuğumuz zaman, bedenimiz oto refleks yoluyla kendini olası bir tehlikeye karşı korumak için hazırlığa geçer. Bu hazırlığı yaparken, bazı adaleleri kasarak bedenimizi, düşmanına karşı saldırıya geçmek üzere hazırlar, veya saldırı yerine kaçmak gerekiyorsa, o zaman da bu gereksinimi yerine getirecek olan başka adaleleri kasar.
Üzerinde dişlerimizin dizili olduğu çenemiz, bir zamanlar kendimizi korumamız için kullandığımız en önemli silahımız idi. Her ne kadar artık, çenemizi korunmak için pek kullanmıyorsak da, günümüzde de, bir tehlikeye karşı koymak gerektiğinde, otomatik olarak çene adalelerimiz kasılır ve çenemiz titrer. Bu da, dişlerimize trampet çaldırır. Eğer kaçmamız gerekiyorsa, bacaklarımızın adaleleri kasılır, bacaklarımız titremeye başlar. Bu da dizlerimizin bağının çözülmesine neden olur.
Yumurta kabuğunun neden bazısı beyaz, bazısı da kahverengi tonlarındadır?
Yumurta kabukları, süt beyazdan kahverenginin muhtelif tonlarına kadar, değişik renklerde olurlar. Yumurta kabuğundaki renk farklılığı, tamamen genetik bir olgu olup kabuğa renk veren boya maddesine ve onu yumurtlayan tavuğun cinsine bağlıdır. Beyaz ve nisbeten narin yapılı Leghorn cinsi tavukların yumurtalarının kabuk rengi beyazdır. Rhode Island, New Hamshire ve Plymouth cinsi tavukların yumurtaları ise, kahverenginin muhtelif tonlarında olurlar.
Hangi tavuğun ne renk yumurta yumurtlayacağını öğrenmek için tavuğun kulak memesini tetkik etmek yeterlidir. Eğer tavuğun kulak memesi beyazsa, yumurtası da beyaz olacaktır. Eğer kırmızı ise, yumurtası da daha koyu renkli olacaktır. Ancak bilinmelidir ki, beyaz veya başka bir renkte olsun, yumurtalar besi bakımından eş değerdedir.
Yumurta sarısının renginin açık veya koyu sarı olması, tavuğa yedirilen yemin cinsi ile ilgilidir. "Xanthophylls" denen sarı ve portakal renginde boya maddesi içeren yemle beslenen (sarı mısır ve alfaalfa karışımı yem) tavuğun yumurta sarısının rengi, yemin karışım oranına göre açık veya koyu sarı olur. Buğday ve arpa karışımı yemle beslenen tavukların yumurtalarındaki sarının rengi ise, nisbeten açık olur. Eğer tavuk beyaz mısırla beslenirse, yumurta sarısının rengi adeta beyaz olur. Kabuğunun rengi gibi sarının rengi de, yumurtanın besi değerini etkilemez. Buna rağmen yumurta sevenler, sadece psikolojik nedenlerle, yiyecekleri yumurta sarısının koyu olmasını tercih ederler.
Yumurta üreticileri, sarısı beyaz olan yumurtayı, imalatında yumurta sarısı kullanan kozmetik sanayinin ihtiyacını karşılamak için üretirler.