HuzurForuM.NeT & HuzurForuM.CoM

Tam Versiyon: Gavsi Sani HazretLerinin SohbetLerden İnciLer
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyon'a bakınız.
Sayfa: 1 2 3 4 5
05.05.2005 Tarihinde

Gavs Sani Hzlerinin Sohbeti

Hepiniz hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Biraz daha öne gelseniz iyi olurdu.
Bu Tarikat-ı Nakşibendiye?nin gayesi Cihad?tır. En büyük cihad nefis ve şeytan üzerinedir. İlk önce insan kendi nefsine dikkat etmesi gerekir. Nakşibendilerin amelleri, zikirlerinin gayesi kalb hidayeti içindir. Peygamber(sav)?Vucud ta bir et parçası vardır o kalbdir. Kalb hidayet bulursa bütün vucud hidayet bulur? buyuruyor. Kalb ifsad olunca bütün vucut ifsad olur. Kalb hidayet bulunca bütün vücud hidayet bulur.Bu Tarikat-i Aliyye?nin hedefi kalbin hidayetidir.Bu tarikatı aliye kalbin takvasıdır. Hedef niyettir. Niyet olmayınca hedef olmaz.
Şeytan ve nefis çok büyük düşmandır. Kedi nasıl fareyi delikten gözetliyor, nefes bile almıyor, ses çıkarmıyor, fare kendisini bilmesin, çıksın diye. Şeytan ve nefiste öyledir. Şeytan da aynı kedi gibi nerede nokta görürse oradan vurur.
Niyeti daima kontrol etmek lazım. Kibir, gurur gibi hasletlere dikkat etmek lazım.
Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki: ?Bütün ameller niyete bağlıdır.? Niyet, Allah (cc) rızası için olursa, ameller makbuldür, olmazsa salih olmaz. Dünya bir imtihan yeridir. Niyeti daima kontrol etmek lazımdır. Bunun için niyeti Allah (cc) rızası için olsun. Peygamberimiz (sav) ?Dünya muhabbeti bütün kötülüklerin anasıdır? buyurmuştur. Allah (cc) dünyaya lanet etmiştir. Dünya mel?undur. Sabah kalkarken, elbise giyerken, ayakkabıyı giyerken bir dakika-iki dakika Ya Rabbi ben senin için çalışıyorum. Sen rızkımızı vermeyi vaad etmişsin. Bundan şüphem yok. Ailemin rızkını kazanmak için çalışmamı da vacip etmişsin. Onun için çalışıyorum Ya Rabbi derse sabahtan akşama kadar seccadede gibi ibadet yazılır. Hem dünya işlerini kazanır hem de ibadet sayılır.
Bakıyoruz dünya küfrün denizi olmuş. İnsan hem kendini kurtarmaya gitsin hem de insanları kurtarmaya gitsin.Bütün dünyanın hidayetine vesile olsa kendisi hidayet olmasa bir şey yapmış olmaz. Bir insan bir kimsenin namaz kılmasına, hidayetine sebep olmuş, onun sevabı kadar kendisi de sevap kazanır. Bu büyük bir kazançtır. Büyük bir fabrikadır. Gece de gündüz de çalışmak lazım.
Biz bakıyoruz ki peygamber (sav)?in gösterdiği yol biz bu yolu görüyoruz. Bu Tarikat-i Aliyye?de niyeti de işi de aynıdır. Kıyamete kadar elle vucudla dille kalble üzerinde duralım. Bu din-i İslam?ın en doğru şeklini Allah (cc) bize nasip etmiş, sağlam tutalım, bozulmasın. Tarikat bozulmaz insan bozulur. Bir insan niyetine göre düzgün veya bozuk olur niyet kalb ile olur. Allah (cc) kandırılamaz. Allah (cc) kalbi biliyor, kalbe bakıyor. Bir insan, insanı kandırır, Allah (cc)? yu mümkün değil, sağlam olması lazım. Allahu Teala (cc) olsun millet için şu için bu için? daima sağlam olmak lazım.
Niyeti Allah (cc) rızası için yapmak lazım. Kuvveti o veriyor. Bütün peygamberler günahsızdır. Allah (cc) musibeti sevdiklerine verir. Sabretmek lazım, her şey bize Allahu Teale (cc) veriyor. Veren O?dur. Her şeyi ile O?dur. Gavs (ks) diyor ki: ?Şeytanların hepsi istirahata girmiş insan şeytanın vazifesini almış. Akrabası olsun, komşusu olsun, tanıdığı olsun, anası olsun, babası olsun, kardeşi olsun? insan insanı bozuyor. Kimsenin, lafını dinlememek lazım. Allah rızası için yapmak lazım.?
Peygamberimiz (sav) kendi ümmetinin üzerinde çok duruyor. Kendi nefsinden fazla ümmetini düşünüyor. Bütün peygamberler kendi nefsini kurtarmaya çalışıyor sadece bizim peygamberimiz ümmetini kurtarmak için çabalıyor. Bunun için mutabat lazım. Allahu Teala (cc) bize bu vazifeyi vermiş. Onun için çalışmak lazım. Yüzümüzün beyaz olması için çalışmak lazım. Bu çalışma da dünyada olur. Ahirette çalışma yoktur, amel yoktur, tövbe yoktur. Biz pişman olmadan pişman olalım. Ahirete gitmeden dünya da pişman olalım. Ahiret düşünülürse dünya gibi, dünayada da ahirette de illa para lazım. Para yoksa elbiseyi nasıl alacak, yiyecek nasıl alacak, ahirette de zengin olana hürmet edilir. Ahiret parası olana Allahu Teala (cc) makamat verir, kapılar açılır, ahiret parası için, ameli salih için. Dünayada hangi fakir, reisi cumhura, başbakana gitmiş. Ahirette de öyledir. Ahiret zengini de dünya zengininin dünyada keyf ettiği gibi ahirette keyf yapar.
Dünya geçicidir. Ahiret kalıcıdır. Dünya da çok yaşasa yüz sene! On beş sene çocukluğa geçiyor, bir şey anlamıyor. Seksen beş senenin yarısı yatmaya gider. Kalıyor kırk iki-kırk üç senesi onu da dünya laklakaya giderse yazık olur. Kefen de kaç gün ? bozulur gider, çıplak kalır, rezil olur, ama insan ameli salihle giderse makamat olur.Ameli Salih Allah(cc)olandır. Gavs (ks) buyurdu ?İnsan Allahu Tealaya (cc) inanmıyor, gönderdiği elçiye de inanmıyor, ulemaya, Kuran-ı Kerim?e de inanmıyor. Nasıl olur? Bir çocuk söylese bu delikten yılan girmiş, yılanın korkusundan o delikten elini sokmaz. Allahu Teala (cc) kıyamet olacak buyuruyor. Cehennemi bildiriyor. Sanki hiç işitmemiş, inanmıyor. Dikkat etmek lazım. İnanmak lazım. Belki de o delikten hiç girmemiş, ahiret ateşi yedi defa kevserde yıkandıktan sonra dünyaya gönderilmiş. Cehennem ateşi çok siyahtır. Harareti çok olduğundan siyahtır. Çay gibidir. Nasıl çay demi fazla olunca koyu olur, cehennem ateşi de öyledir. Bir nokta ateş cehennemden dünyaya gelse dünyayı silip götürür.
İnsan bir düşünüp kendi nefsi ile meşveret etmek lazım. Gavs (ks) diyor ?Bir genç dağa gitmiş yalnız bir kız onunla zina etmek istemiş, genç kendi nefsine demiş, bu birkaç dakika da biter. Sen cehennem ateşine nasıl dayanacaksın? Bir kibrit yakmış elini tutmuş iki dakika dayanamamış, yara olmuş. Genç ey zalim nefsim! ?Sen kibritin ateşine iki dakika dayanamıyorsun, cehennem ateşine nasıl dayanacaksın? ? demiş oradan uzaklaşıp gitmiş.?
Allah (cc) muhafaza etsin sadatlar böyle emretmiş. Bu Nakşibendi kıyamete kadar devam eder. Niyetini sağlam tutmak lazım. Dünyaya kapılmamak lazım. Niyet Allah (cc) rızası için olmak lazım. Niyet Allah (cc) için olursa o, dünya sayılmaz. İnsan ne kadar çalışırsa çalışsın Allah (cc) onu affetmezse kurtulamaz.
Bir evliya vardı. Beş yüz sene ibadet yapmış, bir nokta kadar gaflette olmamış. Vefat etmiş, Allahu Teala (cc) onu çağırmış, ?beş yüz sene amel yaptın, ibadet yaptın sana amellerinle mi mükafat verelim, affederek mi mükafat verelim?? Ya Rabbi beş yüz sene ömür verdin senin yolundan hiç çıkmadım. Amellerimle mükafat ver. Allahu Teala (cc) meleklerini çağırmış ne kadar ameli varsa hesap edin nimetlerimizi de hesap edin denkleştirin ona göre mükafat verin. Bir göz için beş yüz sene ibadeti karşılamış. Öbür nimetlerinin mümkün verecek kadar beş bin sene ömrü olsa insan takati olmaz.
Allahu Teala (cc) buyurmuş. ?Onu cehenneme atın da nimetlerimi bilsin. Sonra amellerinin karşılığını verin.?
Allahu Teala (cc)'nen affı çok büyüktür. Allahu Teala (cc) affı yüz kısımdır. Bir kısmı dünyaya gelmiş, doksan dokuzu ahirete kalmış. Allahu Teala (cc) rahmediyor, rahmeti olmasa Ehl-i Küfrü, hayvana çevirir. Ehli küfrede o bir rahmetle,dünya malını veriyor, akıl veriyor, hanım veriyor, doksan dokuzunu ahirete bırakmış Müslümanlar için hepsi ehli iman için. İnsan bir mıskal-i zerre kadar imanını kurtarıp ahirete giderse büyük bir müjde vardır, imansız giderse rahmet yoktur, şefaat yoktur, hiçbir kurtuluş yoktur.
Çalışmak lazım, sadatın yolundan ayrılmamak lazım, gayret göstermek lazım. Onların yolundan ayrılmamak lazım. Evlattır, daima ters giderse baba ona bir defa bakar, iki defa affeder, üç defa affeder, hata hata, olmaz. İnsan, hatasız olmaz. Hatasız, meleklerdir. Hatasız, peygamberlerdir.
Şeytan, nasıl hata yapmış. Hata değil, Allah (cc) istedi. Allahu Teala (cc)? nın cennetten kovmasına sebep olmuş. Hatalar, bilmeden, unutarak olursa, sadatlar ona bakmaz. Nefisle, kibirle yapılırsa olmaz.
Sadat-ı Nakşibendi?nin birisi, rüyada görmüş:
Peygamberler geçiyor. Herkes ümmetini almış. Ben de tam asfaltın kenarında çamura girmiş, boğazıma kadar çamura batmışım Baba Adem geçti. Yardım istedim, bakmadı. Peygamberler geldi, geçti. Evliyalar geldi, geçti.
Tam ümidimi kestim, çok üzüldüm. Bir baktım sofi gibi birisi tek başına, elini sırtına koymuş, kubar kubar geziyor. Hiçbir peygamber, hiçbir evliya kurtarmadı, bu mu kurtaracak? Tam başıma geldi. ?Ben seni kurtarayım mı?? hemen elini uzattı, asfaltın üzerine çıkardı. ?Haydi gidelim!? dedi. Ben bir sorayım dedim. ?Bu kimdir?? dedim: ?Kurban sen kimsin?? Dedi: ?Ben Şah-ı Nakşibendim.? ?Kurban sizin isminiz dünya da çok büyüktü, çok hulafalarınız,salikleriniz, sofileriniz vardı, onları bırakıp nereye gidiyorsun?
Cebinden bir kutu çıkardı. Dedi: ?Bütün halifelerimiz,saliklerimiz, sofilerimiz bu kutunun içinde. Haşr,hesab,mizan göstermemek için Allahu Teala (cc) şefaat taleb ettik Allah(cc)?da kabul buyurdu, cennete sokmak için bu kutuya koydum.
İnşallah, biz de o kutuya gireriz. Çalışmak lazım ama? İnşallah büyük bir ümidimiz vardır.
Allahu Teala (cc) inşallah bizi o yoldan ayırmasın, o yolun mükafatını bize versin.
Allahu Teala (cc) bize nasip etmiş, bu yoldan ayırmasın. Gaye, bu Tarikat-i Aliyeyi götürmek. Biraz gayret göstermek lazım.
Ezan okunuyor. Hiçbir şey olmaz. Gavs (ks) buyurdu. ?Bir hırsız vardı. bal çalıyordu.Bir petek temin etti. Peteğe döndü ve arılara ?Siz vız vız edin sakın ölmeyin ben sizin yiyeceğiniz balıda,kendim içinde getiririm.?
Siz de ölmeyin. Sadatın balı çoktur. Çok çalışmak lazım. Onlar hemen arıyor. Gündüz gece müşteri arıyor. Bal satmak için.
Allahu Teala (cc) bize müşteri göndermek nasip etsin.
Allah (cc) yardımcınız olsun!
GAVS HAZRETLERİ BİRGÜN;Bunlar bir sürüdür bu sürünün sahibi PEYGAMBERİMİZDİR.Bizde acizane bu sürünün çobanıyız.Sürünün hiçbirinin zayi olmaması için elimizden geleni yaparız.Yorulursa sırtımızda taşırız...Hasta olursa ilaç veririz iyileştiririz.İlla ölecekse mundar gitmesin diye keseriz.ÇOK ŞÜKÜR bu posta oturduğumuzdan beri hiç birini kurda kaptırmadık İMANSIZ GÖNDERMEDİK. (GAVSİ SANİ)
GAVSİ SANİ (KS) ŞERİAT VE TARİKAT AMEL HAKKINDAKİ SOHBETLERİ ---Şeriat kök, Tarikat gövde, amel ise meyvedir Bu üçü şarttır. Kök olmazsa gövde ayakta duramaz, gövde olmazsa meyvelerde olamaz. Yalnız kök ve gövde olsa. ama meyve olmazsa, olmaz. meyvesiz ağaç ise odun olur,kesilip yakılır,Tarikat ve Şeriat bir bütündür. Ayrı şeyler değildir. Her kim Şeriatla Tarikatı ayırmaya kalkarsa zındık olur. Tarikat nurdur ışıktır.aynen taksinin farı gibi. Taksinin her şeyi tamam olsa farı ?ışığı olmazsa,sağlıklı gidemez kısa zamanda tepe- taklak gider. --- Köksüz, gövdesiz ve meyvesiz olunmaz Şeriat- Tarikat- amel bunlardan bir tanesi noksan olursa...
Gavs-ı Sani hz.lerinin zikir hakkındaki Bütün sohbetleri


Buyurdular... Hizmetler zikirsiz olmaz [/color]

-Kalbin gıdası zikirdir. Günahlar ise, şeytanın gıdasıdır. Kalbini diriltmek ve beslemek isteyen kimse Yüce Allah'ın zikrini çok yapmalıdır. Günah işleyenler, kalplerini zayıflatıp şeytanı kuvvetlendirmiş olurlar. Şeytanı kuvvetli olanın dini zayıf olur. Onun için haramlardan uzak durmalıdır


-Zikre devam ediniz, virde önem veriniz. Çünkü kalbin tek ilacı zikirdir. Kur?an okumak, salâvat çekmek, hizmet etmek sevaptır; fakat bunlar kalbe ilaç olmaz, nefsin çirkin sıfatlarını değiştirmez. Nefsi ancak zikir terbiye eder.?

---Zikrinizi çekmeseniz Allah rızası için iş yaptığınınızı nasıl ispat ede bilirsi
niz.hizmetler zikirsiz olmaz TASAVVUF YOLUNUN OLMAZSA OLMAZI ZİKİRDİR
tasavvufta her yolun kapısı zikirdir. Her kapıyı açar illa zikir illa zikir eğer
işleriniz aksıyorsa zikrinizi kontrol ediniz.

-Zikir kalbin gıdasıdır; gıdasını almayan kalp zayıflar, sonra ölür.
Kalp ancak zikir ile beslenir, kuvvetlenir, tatlanır, manen hayat bulur. Haramlar ve işlenen günahlar ise, şeytanın gıdasıdır. İşlenen günahlar, insanın kalbini zayıflatır; onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir. Bu nedenle, insanın içinde kalp, nefis ve şeytan devamlı mücadele hâlindedir. Rabbü?l-Alemin:
/(Dikkat edin, uyanık olun; kalpler ancak Allah?ın zikriyle huzur bulur,)* buyurmuştur.? Ra'd 28
-Yüce Allah?i zikre devam ediniz.Zikir çekerken uyanik olunuz.Allah zikrini kalbinizin içine yerlestiriniz. Zikir kalbe yerlesince siz istemesenizde kalp Yüce Allah?i zikreder.Midenizi düsünün;o,siz istemesiniz de kendi isini görür.Siz uyurken bile işine devam eder.Içine zikir yerleşen kalp de böyledir.?
?Bir insan yemek yemese aç kalır, halsiz düşer, kalbin gıdasıda zikirdir ve çekilmeyince o kalb ölür . Bu yüzden virdinizi aksatmayınız ve bırakmayın ,bir yaralı, yarasına ara sıra merhem sürerse,arada bir ilaç alırsa faydası olmayacağı gibi arada bir çekilenVirdde fayda sağlamaz., hem vird çekince o yarayı (kalbi) tedavi etmektir.ama günah işleyince o yarayı kanatmak olurki,hiç faydası olmaz. Bu yüzden virdinizi çekin ve günahlardan korunun4-5 aydan fazla vird çekmeyenlerin virdini 5 bine düşüreceğiz 5 bin çekecek.

--Vird çok önemlidir virdin yerini hçbir şey tutmuyor siz kuran okuyorsunuz yasın okuyorsunuz başka sureler okuyorsunuz ama kalbinize hiçbir fayda sağlamıyor.Kalbiniz ancak vird çekerek temizlenir.Vird çekmezseniz kalbinizdeki pislikler lekele çoğalıyor hiçbir şeyden feyiz ve tat alamıyorsunuz virdinizi çekiniz.Doktora gidiyorsunuz size ilaç veriyor o ilacı almazsanız hastalığınız geçmiyor manevi hastalıkların ilacı virdtir,zikirdir.
Zikirsiz sofi olmuyor zikir çekmeyen sofiden hiçbir şey olmuyor ne yapın ne edin virdinizi çekin .Gafletle vird çekmeyin önce gafletten uyanın gafletle çekilen virdten feyiz alınmaz . neden feyiz gelmiyor gaflette olduğunuzdan ondan gelmiyor

--''Vird çok önemlidir.Bu yolun olmazsa olmaz reçetesidir,ilacıdır. Siz hasta olunca doktora gidiyorsunuz doktor muayene edip hastalığınıza göre size bir reçete yazıyor siz iyileşmek için reçetede yazan ılaçları alıp aksatmadan kullanmak zorundasınız.Kullanmazsanız hastalık iyi olmaz daha da kötüleşirsiniz. İlaçları devamlı,muntazam kullanmanız lazımdır.Yoksa arada bir kullanmakla olmaz..olmaz..
Kışın evde soba yakıyorsunuz. Soba yana yana ne olur? boruları kurumla dolar bir zaman sonra sobayı nekadar yakarsanız yakın baca çekmez,sizi ısıtmaz. Çünkü borular kurum dolu.Ne yapmamız lazım. Boruları tıkanmadan temizlememiz lazım.Kalpde öyledir. Devamlı temiz olması lazım.Devamlı temizlememiz lazım.Kalbin temizliği de zikirdir.Zikiri devamlı yapmamız lazımki kalbimiz hastalanmasın,daim silinen boru gibi temiz olsun.
Vird de aksatma olmaz. Arada bir çekmek olmaz , ara vermek olmaz,tesbihatı tamamlamadan bırakmak olmaz...olmaz....olmaz...
Kalbi temizlemek lazım. Kalbi temiz tutmak lazım.. Kalbin temizliği zikirle olur..Başka türlü olmaz..olmaz.. ''.

-Zikr cekmeyen sofi avamdir. Naksi listesine sadece zikir* ceken sofiler yazilir.
*Nefis nefy isbat ile müslüman olur.
*Sofiler bize dünya sikayeti ediyorlar.Ama bir sofi gelip zikr ile soru sormuyor.
*Dünya dertleri hep gafletten geliyor. Zikri sürekli cekin,günahlara meyl etmeyin. Yoksa zikr uzar gider."

-Gavs hz.lerine bir sofi gelip "Zikrimi cekemiyorum "deyince mübarek celalleniyor. Mübarek* yok hastayim,yok yapamiyorum gibi dertlerin zikre mani olmadigini buyurmus ve her türlüsünün gafletten meydana geldigini buyurmus. Illaki zikri cekmek gerektigini buyurmustur.

Gavs sani yine (zikr cekmeyen rabita yapmayan kisiyi tanimadiklarini) buyurmustur
Gavs - ı Sânî -
-Hazretleri, Divan?daki görevlilere ve korumalara buyurmuşlar;
?Virdinizi çekmezseniz, 100 sene de hizmet etseniz; işe yaramaz.?
- Hatme,rabıta ve vird bizim yolumuzun esaslarıdır. bunlardan birini yapan
kapımızın önündedir.İkisini yapanın eli elimizdedir.Üçünü yapanın eli cebimizdedir ne isterse alsın."

Bir gün bir sofi gavsi sani Hz. lerine (k.s) dediki;
Kurban biz ilerleyemiyoruz, ne kadar zikir yapıyoruz vücudumuz uyanmıyor, gafletteyiz nasıl yapacağız ?

Seyyid GAVS-I SANİ(k.s), bastonu koydu elini üzerine koydu, dediki --sofi

1- Bir insan nazar ı haram yaparsa, ne kadar zikir yaparsa ona fayda vermez

2- Bir insan, yirmi dört saat dünyayla meşgul olursa, alışveriş, insanlarla oturup kalkarsa, o insanın kalbi ne kadar zikir yaparsa fayda vermez.

3- Bir insanın ailevi huzuru yoksa bu insanda ne kadar zikir yaparsa kalbine fayda vermez.

4- Bir insan günah işlerse bu insan ne kadar zikir yaparsa yapsın fayda yoktur. İnsan bu dört şeyi yaparsa, ne kadar zikir yaparsa yapsın fayda vermez. Terk ederse fayda verir.

Gavs-i Sani (k.s) virdi şöyle anlatmış:

Düşünün sobayı nasıl ki soba yanar sonra sobayı temızlemesseniz ne olur

bilirmisiniz der sobayı yakmaya kalkarsanız soba tıkanır dumanı gerı teper

o zaman buğulursunuz zehirlenir ölürsünüz Gavs (k.s) devam edıyor virdi

cekmesenız kalbe Allah cc nuru gelmez Allahın nurunun gelmedigi kalp ne

olur olur Allah cc anmayan kalp olur ve Allah'ın nuru Kalbine girmez o zaman

kalbe seytanın vesvesesı girer Allahı unutmaya kadar gider, virdınızı çekin

gafletsız dıyor sonra gavs-ı Sani hz. gıdın hesap verın gorevlılere der.
Gavs-ı Sani Hz.lerinin vird üzerine yaptığı sohbetin bir kısmını

-"Siz hastasınız ve bir doktora gittiniz.Doktor sizin hastalığınıza iyi gelecek bir ilaç tavsiye etti.
Bu ilacı alırsanız iyileşeceksiniz.Ancak ilacı almıyorsunuz ve hastalık da geçmiyor.
Vird kalbin ilacıdır, eğer gafletsiz çekilirse lezzet alınır ve derdinize derman olur. Vird gaflet ile
çekilirse bitmek bilmez.İnsan bir an önce kalkmak ister, sıkıntı basar.
Allah dan başka bir şeyi vird esnasında düşünmek gafletdir.Gaflet ise şeytandandır.
Bu yolu bitirmek lazımdır"


Şöyle bir soru soruldu;

-"Efendim, biz virdi gafletsiz çekmek istiyoruz ama olmuyor". Cevaben buyurdular ki;

-"Çok çalışmak lazımdır, virde başlandığında bir kerede çekmek gerekir. Vird esnasında sadece Allah'ı düşünmek gerekir" unun için haramlardan uzak durmalıdır


Gavs'ımızın Sohbeti
*
*Şah-ı Nakşibend Hz. (ksa) bir gün vird çekiyordu. Bir ses işitti. Ses dedi; ey kulum ben senden razıyım. Geçmiş günahlarını ve gelecek günahlarını affettim. Yeter artık vird çekme dedi. Şah-ı Nakşibend (ksa) Hz.leri dikkat etti, ses tek noktadan geliyordu. Baktı sağından, solundan, arkadan, önden, alttan ve üstten gelmiyor. Sadece tek bir noktadan geliyordu. Şah-ı Nakşibend (ksa) Hz.leri Şeriat ilmine vurdu, dedi ey iblis sen şeytansın, şeytan; nerden anladın, şeytan olduğumu, Şah-ı Nakşibend (ksa) Hz.leri dedi;

(Benim Rabbimin sesi her yönden ve aynı anda gelir.) seninki tek bir noktadan geliyor. Sağ elini yukarı kaldırıp, elindeki vird tesbihini bir vurdu, şeytanın arşını kırdı, tuz budak etti, ilmi sayesinde. İlim nurdur, ışıktır. Onun için herkes ilim yapacak, okuyacak, öğrenecek. Bir taksinin her şeyi olsa farı olmazsa yol gidemez. İşte insanda da ilim olmazsa her yer karanlıktır. Kısa zamanda tepe takla gider. İşte Şah-ı - Nakşi - bend - (ksa) Hz.leri denilmesindeki sebep budur. İlmiyle şeytanın levhini kırmasından sonra, Allahu-Teala Azimüşan Şah-ı Nakşibend (ksa) Hz.lerinin kalp kulağına, Ey kulum ilmin ile öyle bir sed çektinki, iblis bu seti kıyamete kadar aşamaz. Gavs?ımız açıkladı; ?Şahı, en ulu yüksek, Nakşi gizli, Bend set, yani maneviyattan yapılmış gizli aşılmayan yüce, ulu sed anlamına gelir. Bu sed Allah (cc ) Seddidir.

---"Kalb bir şehirse zikir sultandır."

--"Zikir alıpda çekmeyenler zarar görüyorlar"

--"Zikir çekmeyen Rabıta yapmayanı tanımıyoruz"

--"Vird çekenler bizim öz evladımız gibidirler."

--" Samimiyet zikirle olur."
GAVSİ SANİ Hz. lerinin (KS) ALLAH'IN RIZASI HAKKINDAKİ SOHBETLERİ
Alıntı
--- Allah rızasını kazanmak için ameli salihe devam etmesi lâzımdır.
---Küçük-büyük demeden Allah rizasi için önünüze gelen hayirli isleri yapin.
Sen niyetini Allah için yap, gerisi güzel gelir.Allah kuluna kafidir.?
---? Benim Allah?in rizasindan baska bir derdim ve Rasulullah ( Aleyna Ve Aleykum Selam)
in sünnetini ihyadan baska bir isim yoktur.?
---bütün gaye Allah rızasını tahsil olmalıdır. Eğer Allah insandan razı olursa insana dünyayı da, âhireti de nasip eder. Ne kadar iyi şeyler varsa, cennet dahil hepsini ona ihsan eder. Maksud dünya menfaati değil, âhirettir, Allah sevgisidir. Allah (C.C) insanı severse karşılığını daha ziyade âhirette verir. Dünya malı vermiş veya vermemiş hiç mühim değildir. Allah rızasının karşılığı âhiret mükafatıdır. Eğer Allah rızasını tahsil etmek nasip olursa, Rabbü?l-Âlemin onu ebedül ebed maksuduna erdirir, ebedi saadet ihsan eder. Ve nihayet ebedi olarak Cemalullaha kavuşturur.
--- Bu Nakşîbendi yolunda olanların tamamı Maksud-i Bizzat içindir. Peygamber (Aleyna Ve Aleykum Selam.V) şeriatı içindir. Nakşîbendi Tarikatı?nda ve diğer tarikatlarda tek gaye, Allah ve Resûl?ünün sözünden çıkmamak, Peygamber?in (S.A.V) şeriatine tam ittiba ederek Allah?ın rızasını kazanmaktır. Şu husus bilinmelidir ki, maksud tarikat değil, maksud Allah?ın Zatı, Allah?ın dostluğudur. Bütün düşünce Allah ve Resûl?ünün emirlerine uyarak maksudunu Allah?ın Zatı yapmaktır. Bu da ancak Allah?ın emirlerine uymakla olur. Allah?ın emirlerinden asla çıkmamaya gayret edilmelidir. Çünkü tek gaye, maksud odur.
Bunların elde etmenin tek yolu kendini çok muhafaza ederek Allah?ın emrine muhalefette bulunmamak, kendinden günah sudur etmemesine dikkat etmektir. İnsanın Allah yolundan, hakikat yolundan çıkmaması lâzımdır. İşte bunlara titizlikle riayet edilirse Allah rızası o zaman meydana gelir. Rabbü?l-Âlemin o zaman insandan razı olur. Allah rızası elde edilince insanın bütün işleri hallolmuş olur.
Bütün gayeler, tarikat ve diğer çalışmalardaki bütün gayeler yalnız ve yalnız Allah rızası içindir. Maksudi Bizzat içindir. Maksud Allah?ın (C.C) Zatı ve talep onun rızasıdır.
Allah rızası, ancak emirlerine tam itaat etmekle, muhalefet etmemekle, nasıl emretmişse harfiyen tatbik etmekle kazanılır. Ve o kazanıldıktan sonra insanda hiçbir noksanlık kalmaz. Nasıl kalır ki Allah (C.C) ona dost, o da Allah?a (C.C) dost olmuş olur.
Şu bilinmelidir ki Allah-u Teâlâ?nın insanın ibadetine, tââtına asla ihtiyacı yoktur Hâşâ) Rabbü?l-Âlemin onlarla ne büyük, ne de küçük olur. Yapılan bütün amellerde tek maksud Allah?ın rızasıdır. Allah?ın rızası da emirlerine mutlak bir itaat ve sözlerinden dışarıya çıkmamakla olur. Namazdaki, tââtteki ibadetteki, maksud, gaye, menfaat Allah rızasını kazanmak içindir. Bunlar Allah rızası ve Allah dostluğu içindir.
GAVS-I SANİ'DEN İNCİLER

Yüce Allah'in rahmeti çok genistir. O, bu rahmetini kullarina vermek istiyor, bunun için ufak bir bahane ariyor. Siz bu rahmete ermek için
bir bahane bulun. Küçük-büyük demeden Allah rizasi için önünüze gelen
hayirli isleri yapin. Önceki büyükler zamaninda söyle bir hadise anlatilir:

Ibn-i Asfur diye birisi vardi.Bu zatin hayirli ameli azdi. Bu zat birgün
bir kusu yakalayip onunla oynayan bir çocuk gördü.Çocuk kusla oynuyor,
oynarken de kusa eziyet ediyordu. Bu zat, Allah rizasi için su kuşu çocu-
ğun elinden kurtarayim diye niyet etti. Biraz para çikardi,çocuga verdi.

Çocuk parayi görünce kusu ona verdi. Ibn-i Asfur da kusu salip azat etti.
Bu zat bir zaman sonra vefat etti. Bunun Allah dostlarindan bir komsusu
vardi. Bu veli bir gün onun kabrine gitti. Ona dua ve istigfar etti. Sonra gözlerini yumdu, murakebeye girdi. Yüce Allah'tan onun kabirdeki halini
göstermesini istedi. Yüce Allah onun kabir halini bu veliye gösterdi.

Adam evliyalar gibi güzel bir haldeydi. Ona, " bu halin ne güzel,bu hali
nasil elde ettin,sana ne muamele edildi?" diye sordu.

Adam: " Bu ise ben de sasirdim fakat çok memnunum. Bana, sen bizim
rizamiz için gücün yetti bir kusu azat ettin; biz de seni günahlarindan azat
edecegiz, bizim de buna gücümüz yeter. Sen bizim rizamiz için o çocugu
ve kusu sevindirdigin gibi, biz de seni sevindirecegiz, dendi ve iste bu güzel nimetler bana verildi." dedi
...

Sen niyetini Allah için yap, gerisi güzel gelir.Allah kuluna kafidir."
" Benim Allah'in rizasindan baska bir derdim ve Rasulullah ( Aleyna Ve Aleykum Selam)
in sünnetini ihyadan baska bir isim yoktur."

"Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve sadiklarla beraber olun."
ayetini okuyarak basladigi bir sohbetinde buyurdu ki : "Sadiklarla
beraber olan kimse,onlarla birlikte hasretilir. Baksaniza,Ashab-i
Kehf'in köpegi necisül ayn oldugu halde onlarla birlikte bulunmasi
bereketiyle cennete girecektir. Insan ne olursa olsun sadik kullarla
kamil mürsitlerle birlikte bulunmalidir.Zahiren beraber olamayan
kimseler manen (kalb ve hayali ile) onlarla birlikte olmaya çalismalidir.
Gavs hz. leri buyurdu ki : "iki gün hirsizla gezersen üçüncü gün sen de hirsiz olursun." Bunun için Rasulullah(Aleyna Ve Aleykum Selam) : " Kisi arkadasinin dini ( hal
ve gidisati) üzeredir." buyurmustur.

" Baskalarina hizmet etmek isteyenler, kendilerini islah etsin yeter.
Çünkü nefsini islah eden kimse baskalarina fayda verebilir ve güzel
seyleri temsil edebilir.Sadat-i Kiram,nefislerini islah edip güzel ahlaki
elde ettikleri için Allah yolunda insanlara büyük fayda vermislerdir.
En büyük hizmet,güzel ahlakli ve edepli bir insan olmaktir."

" Kalbin gidasi zikirdir.Günahlar ise, seytanin gidasidir.Kalbini diriltmek
ve beslemek isteyen kimse Yüce Allah'in zikrini çok yapmalidir.
Günah işleyenler,kalplerini zayiflatip seytani kuvvetlendirmis olurlar.
Seytani kuvvetli olanin dini zayif olur.Onun için haramlardan uzak durmalidir.

" Bu dünya bir han gibidir; ahiret yolcusu bütün hazirligini bu handa yapmalidir.Yolda tedarik görülmez. Zira kervan yola çikmistir. Ölümle baslayan bir yolculugun geri dönüsü yoktur. Yola çikan kimsenin,hedefine ulasmasi için belli bir yol ve usul takip etmesi gerekir.Basi bos ve hedefsiz yol giden kimsenin hedefine varmasi mümkün degildir. Onun nereye varacagi da belli olmaz. Allah yolu da böyledir. O yol da Hz. Rasulullah (s.a.v) in izinden baska Allah'a giden bir yol ve kapi yoktur. Hz. Rasulullah'in (s.a.v) hayatini yasamak için de ulu Sadatlara uymak gerekir. Hz. Peygamber'e (s.a.v) hakkiyla uymanin en güzel yolu,sünnet üzere yasayan sadatlari takip etmektir. Sadatlar, sünnet-i seniyyeyi kal olarak degil,hal olarak yasar ve yayarlar. Onlara uymakla iman selameti ile ölmek nasib olur. Böylece ebedi ahiret yolculugu iman ile baslamis olur. En büyük saadet te budur."

Gavs-i Sani Hz. :Insanin kalbi yumruk kadardir.Bunun içinde muhabbetullah olmasi lazimdir...Sonra orda yanan isigi göstererek;Su anda isik yaniyor,etraf aydinlik.Bu isik sönerse etraf karanlik olacak.Ayni anda hem isik hem karanlik olmaz.Isik yanarsa aydinlik olur;sönerse karanlik olur.Kalbin durumu da böyledir.Onun içinde muhabbetullah/Allah sevgisi olmasi lazimdir.Muhabbetullah yoksa baska seyler vardir.Baska seyler olunca kalbe Allah muhabbeti girmez.Allah muhabbetini elde etmek için su dört seye sofi devam etmesi gerekir;Mürsidi ziyaret,Mürsid sohbeti,Rabita,Vird...

''Bir insan sabah kalkinca,güzelce abdestini alsa,evinden isine giderken:
''Ya Rabbi!sen Rezzaki Mutlaksin/bütün yarattiklarinin rizkini verirsin.Biz çalissak da çalismasak da sen bizim rizkimizi verirsin.Lakin rizik için çalismayi bize sen emrettin.Biz senin emrine uyup rizkimizi aramaya gidiyoruz''diyerek niyet etse ve bu niyetle işe başlasa bütün gün boyunca başini secdeden kaldirmayip nafile namaz kilan kimse gibi sevap kaznir.Insan için bunu yapmak çok kolaydir.Bu sevabi kazanmak için güzel niyet etmesi yeterlidir.''

''Yüce Allah'i zikre devam ediniz.Zikir çekerken uyanik olunuz.Allah zikrini kalbinizin içine yerlestiriniz. Zikir kalbe yerlesince siz istemesenizde kalp Yüce Allah'i zikreder.Midenizi düsünün;o,siz istemesiniz de kendi isini görür.Siz uyurken bile işine devam eder.Içine zikir yerleşen kalp de böyledir.''

Ne anne, ne baba, ne arkadaş insana fayda vermesi mümkün değildir. Insana ancak SADATLARDAN fayda vardir..

GAVS-I SANI..
S. Sâki Hz.lerinden sohbet

Alıntı


Yüce Rabbimiz, insanoğlunu yaratılmışların en şereflisi kılmıştır. Akıl, düşünme, konuşma, faydayı zararlıdan ayırabilme gibi kabiliyetler vermiş, her biri cihandeğer nimetlerle bedeni ve ruhi varlığımızı donatmıştır. Dünyayı insana beşik kılmış, uçsuz bucaksız kainatı ve içindekileri insanın emrine, hizmetine sunmuştur. Yeryüzü ve içindeki bütün varlıklar insanoğluna itaat ediyor, Toprak, su, hava, hayvanlar, bitkiler, ay, güneş, yıldızlar, gece ve gündüz... Her şey Cenab-ı Rabbü?l-Alemin?in yarattığı gaye istikametinde insanlara hizmet veriyor.
Rabbimiz nimetlerini bunlarla da bitirmemiş, hayatın karanlık yollarında yürürken önümüzü aydınlatmak için uyacağımız iman, ibadet ve ahlak kurallarını da bildirmiştir. Bunca nimetleri bizlere bahşeden Yüce Mevlamıza nasıl kulluk edeceğimizi, niçin yaratıldığımızı, nerede ve ne diye bulunduğumuzu, yolculuğumuzun nereye doğru sürüp gittiğini, bu dünya ötesinde nelerle karşılaşacağımızı, gönderdiği peygamberleri ve bu peygamberleri aracılığı ile bizlere ulaştırdığı kitapları vasıtasıyla bildirmiş, öğretmiştir.
Bildiğimiz ve iman ettiğimiz gibi, yüce Allah insanlara ilk vahyini, ilk peygamber ve ilk insan olan Hz. Adem (Aleyna Ve Aleykum Selam.) vasıtasıyla ulaştırmış, ilahi vahyin son ve en mükemmel halkasını teşkil eden Kur?an-ı Kerim?i alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (Aleyna Ve Aleykum Selam.) aracılığı ile bizlere iletmiştir.
Rabbimizin insanlığa son mesajı Kur?an-ı Kerim, O?nunla kulları arasındaki kopmaz ilahi bir bağdır. Fahr-i Cihan (Aleyna Ve Aleykum Selam.) Efendimizin aramızda yaşayan en büyük mucizesidir. O hem lafzı ve hem de manası ile bir mucizedir. Rabbimiz onun bu özelliğini İsra Suresi 88. ayette şöyle bildiriyor: ?De ki insanlar ve cinler biribirlerine yardımcı olarak bu Kur?an?ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, andolsun ki yine de benzerini ortaya koyamazlar?
İnsanlığın idrakine sunulmuş nice ilahi kaynaklı ve insan eseri kitaplar var ki, hemen hepsi tarihin karanlık sayfaları arasında ya kaybolmuş veya tahrif edilmiştir. Oysa yüce kitabımız Kur?an-ı Kerim, Rabbimizin Hicr Suresi 9. ayetteki ?O zikri (Kur?an?ı) biz indirdik ve biz onu koruyacağız.? fermanınca bozulmaktan, kaybolmaktan bizzat İzzet-i Celali tarafından korunmuştur. Bu sebepledir ki, 1400 küsür yıldan beri binbir türlü haksızlıklarla Kur?an?ın irşadının önüne geçil meye çalışılmış, fakat başarılamamıştır. Bu ilahi himaye hiç bir kitaba nasib olmamıştır.
Ondört asrı aşkın bir süredir Mukaddes kitabımız K. Kerim zamanın, tarihin ve çağların zirvesinde bir güneş gibi parlamış, gerçek Allah kelamı olduğunu ispatlamış, milyarlarca insanın gönlünü ve ruhunu aydınlatagelmiştir. Yeryüzünde hiç bir kitap onun sunduğu hizmeti sunmamıştır. İslam dininin bütün insanlığa sunduğu uhrevi ve dünyevi değerlerin kaynağı odur. Bu ahkam-ı mübinin insanlar üzerindeki ilahi tesirini hiç kimse inkar edememiştir. Onu kabul etmeyenler bile bu gerçeği kabul etmek zorunda kalmışlardır.
Habib-i Kibriya (Aleyna Ve Aleykum Selam.) Efendimiz tek başına İslam?ın tebliğiyle görevlendirildiğinde, hiç bir maddi kuvvete dayanmıyor, elinde Kur?an-ı Kerim?den başka dayanağı bulunmuyordu. O?nun 23 yıl gibi insan hayatında çok kısa sayılan bir süre içindeki göz kamaştırıcı başarısının sebebini araştıran tarihçiler, bu üstün başarının sırrını iki sebeple açıklıyor ve diyorlar ki: ?Hz. Muhammed (Aleyna Ve Aleykum Selam.) önce Kur?an-ı Kerim gibi bir mucize ile desteklenmişti. Ayrıca O (Aleyna Ve Aleykum Selam.) başkalarına söylediğini, emrettiğini bizzat kendi nefsinde fazlasıyla uygulamış ve yaşamış dürüst ve samimi bir kişi idi.?
Peygamberini örnek alan müminler de, her zaman Kur?an?la haşır-neşir oldular, okudular, ezberlediler, manasını anlamaya çalıştılar. O?nunla ibadet ettiler, onun emir ve yasakları doğrultusunda hayatlarını düzenleyip, öylece yaşamaya gayret gösterdiler. İşte Allah?ın Kelamı, bu canlılığı ile insanların kafalarına ve gönüllerine güçlü bir şekilde yerleşmiş, biribirlerine düşman milletlerden, ırklardan ve kültürlerden ahenkli bir toplum meydana getirmiştir. O?nun gelişi ile çöl insanından medeni bir toplum ortaya çıkmış ve tarihin akışı değişmiştir.
Yine tarih şahittir ki, felsefecilerin nazariyeleri, ahlakçıların asırlardır süregelen ilmi ve felsefi tecrübeleri küçücük bir insan topluluğunu bile ahenkli bir toplum haline getirememiş, bir amaç etrafında toplayamamıştır. Ve en önemlisi, insanlığa adalet, mutluluk ve huzur adına bir şey verememiştir. Yeryüzünün ilahi vahiyle beslenmeyen hiç bir kesimi, güçler dengesiyle sağlanan sahte barşın dışında asla huzur da bulamamıştır. Oysa. asırlardır milyarlarca insan Kur?an?ın cazibe ve aydınlığı ile yollarını bulmuşlar, O?nun sayesinde ortak gaye etrafında birbirlerine ve Allah?ın bütün yarattıklarına sevgi ve saygı duymayı öğrenmişlerdir. Müslümanlar, Kur?an?ın aydınlığından güç kazandıkça kuvvetli olmuşlar ve neredeyse dünyanın yarısına hakim olmuşlardır.
Bugün, Allah?ın insanlığa bu son mesajının dikkate alınmadığı günümüz dünyasının karşı karşıya kaldığı yıkımlar ve vahşet, aklı başında herkesi dehşete düşürmekte, sağlanan başdöndürücü teknolojik gelişmelerin ve yüksek refah düzeyinin insanlığa huzur getiremediği kabul ve itiraf edilmektedir. Yaradılış gayesini anlayamamış, yeryüzüne ve içindekilere yaratıcısından dolayı sevgi duymayı öğrenememiş ruhi tatminsizlik içindeki insanlığın elinde zenginlik ve teknolojinin, nasıl öldürücü bir silaha dönüştüğü her gün yaşanan örneklerle dehşetle izlenmektedir.
Bu durumda biz ahir zaman müslümanları, belki her zamankinden daha çok Allah?ın Kitabı?na sarılmalı ve oradaki huzur reçetelerini yaşayışımızla örneklemeliyiz. Hiç bir olumsuz propagandaya kulak vermeden Yüce Kur?an?ı daha çok okumalı, ehil müfessirlerin açıklamalarından faydalanarak anlamaya çalışmalıyız. Ve en önemlisi, Peygamber varisi rabbani alimler etrafında kenetlenerek, birlik-beraberlik içinde hem kendi kurtuluşumuz adına, hem de insanlığa canlı örnek olma adına Kur?an ahlakını yaşamalıyız.
Allah?ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.
Sayfa: 1 2 3 4 5
Referans URL